Mustafa AYDIN
by on December 22, 2019
75 views

 

 

   Her ne kadar bağımlılık denince akla sigara, alkol, uyuşturucu gibi zararlı maddeler gelse de bağımlılık olarak değerlendirilebilecek başka bir boyut daha vardır: Sanal bağımlılık!

   Herhangi bir bireyde bile rahatlıkla görebileceğimiz ve genellikle küçük bir sorun olarak nitelendirilir sanal bağımlılık. Buna rağmen sonuçları umulmadık derecede yıkıcı olabilmektedir. Teknolojinin bireyin hayatına girmesiyle birlikte telefonumuzu ya da bilgisayarımızı tanımayla, kullanmayı öğrenmeyle başlayan ve faydalı taraflarıyla hayatımızı kolaylaştıran, masum haliyle boş zamanlarımızı dolduran, uzağı yakın eden sanal dünya kullanımı; zamanla yakındakini uzak etmeye, en yakındakine yabancılaşmaya evrilmiştir. Öyle ki teknolojik aletlerin içinde barındırdığı oyunlar, sosyal ağlar, mesajlaşma uygulamaları gibi birçok etmenle insan hayatını zaptetmeye başlamıştır. Bu durum asosyal bireylerin yetişmesine ve iletişim bozukluklarıyla ve kopukluklarıyla sosyal hayata darbe vurmaktadır.

  Sosyal hayatın ailede hatta anne karnında başladığını düşünecek olursak henüz hayatın başında sosyalliği, ilk kelimelerini, ilk taklitlerini annesinden babasından almaya başlayan minik bir yavrudan bahsedecek olursak durumun vehameti bir kat daha artacaktır. Çünkü annenin bağımlı olması durumu anne sanal dünyaya dalmışken ilgi bekleyen yavrunun ihmal edilmesine sebep olacaktır. Çocuğun ilgiye en muhtaç olduğu dönemde çocuğun bu ihtiyacının giderilememesine yol açacak ve ileride çocuk üzerinde olumsuz sonuçlar doğuracaktır.

   Bunun yanında bir anne için hayatının belki de en önemli dönemleri yavrusunun dibinde ama ruhu ondan çok uzaklarda olarak geçmiş olacaktır. Uzun telefon görüşmeleri, bitmeyen mesajlaşma trafiği, her birinden farklı hesaplar açılmış sosyal ağlarla adeta çocukla anne arasına sanal bir duvar örülmüş olacaktır. Belki anne çocuğunun ilk hareketlerinden mahrum kalmış, en güzel hallerini atılması zaruri görünen önemsiz bir mesaj yüzünden görememiş olacaktır. Bu durum böyle sürdüğü müddetçe anne çocuğunun hareketlerini anlamlandıramamaya ve tepkilerinin ne anlama geldiğini kestirememeye başlayacaktır. Küçük bir ağlamada emziğe sarılıp tekrar sanal dünyaya dönmek gibi gafletlerde bulunacak ve ilgisiz büyüyen bir evlat sahibi olacaktır. Daha anneye bağımlı iken sevgi ve ilgiye aç bir şekilde büyümüş çocuk büyüdükçe sosyalleşmekte zorlanacak ve devam eden ilgisizlik sebebiyle daha büyük problemler ortaya çıkabilecektir.

   Bu sebeple annenin sanal bağımlılık yaşadığını kabullenmesi, buna çareler araması ve alınabilecek tedbirleri alması gerekmektedir. Babaların da anneye her konuda destek olmaları ve çözüm yollarını bulmada ve uygulamada yardımcı olmaları gerekmektedir. Çünkü aile bir bütündür. Bir parçası yanlış işlerse diğer parçalar da bundan etkilenir. Bu bütünü korumak için belki de en büyük adım sanal dünyadan kopmak olacaktır. Böylelikle sağlıklı aile içi iletişim sağlanmış, sosyal bireyler yetişmesine yol açılmış ve sosyal toplum için sağlam temeller atılmış olacaktır. Unutulmamalıdır ki sağlıklı anne-çocuk ilişkisi hem ailenin hem de toplumun sağlıklı temeller üzerinde yükselmesi için gereken en önemli etmenlerden biridir.

Posted in: Genel, Sağlık
Be the first person to like this.